Bu hikayelerin vakti geldi. #göçnotları
-
Yan Komşuya Mektuplar Part 1-Emoji Detoksu
Tahmin edebileceğin gibi bugün de tersimden kalktım. Ama ben en azından düzüm demiyorum. Hem sabah sabah mesajını görmesem bu konuya hiç girmezdim onu da bil. Ama madem yeri geldi, seninle emojiler hakkındaki şu konuyu açıklığa kavuşturalım. Şu gülen surat, üzgün, ağlayan surat falan. Onları salmasan mı artık? Duygularının sorumluluğunu almanın vakti geldi. Mesela şöyle ağız…
-
Uzaya Hızlı Teslimat
“Seni biri çok fena üzmüş, çok kez sırtından bıçaklanmışsın sen,”“Öyle mi diyorsunuz?”“Benim hislerim kuvvetlidir bak, çok üzüldüm sana, ama şuraya yazıyorum o sana döner,”“Döner mi?”“Döner!”Bu dialog York’ ta bir Türk meyhanesinde yan masadaki kadınla benim aramda geçiyordu. İyice içtikten sonra herkesin can ciğer kuzu sarması olduğu o sarhoş gecelerden biriydi. Beni biri üzmüştü evet ve…
-
Kafamda Sıradan Bir Gün
Başım acayip ağrıyordu uyandığımda. Açlıktan ölecek gibiydim. Geceden kalma gibi bir durumum yoktu, alkol almamıştım ama mesaiyi fazla kaçırmıştım dün; on beş dakika kadar. İş yerinde bir arkadaş beni lafa tutmuş, çocuğunun bale videolarını izletip durmuştu. Aynı şirkette olmasak basıp giderdim. Sonuçta benim kedim de taharet musluğunu açabiliyor, beşinci kattan atlayıp hayatta kalabiliyor ama kimsenin…
-
Jim Carrey’i Kurtarma Project- Aşırı Gizli
Karar verdim. Deli olan ben değilim, sizsiniz. Tamam, hemen savunmaya geçmeyin. Dışarıdan bakınca pekala normalsiniz evet, sizi ilk gördüğümde ben de böyle düşünmüştüm. Yine de deli olduğunuzu anlayana kadar sıtkım sıyrıldı, o sırada kafam bir hayli bozuldu yani. Bu yüzden Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları’ nın yolunu tuttum. Herhangi bir psikiyatriste de gidebilirdim ama durumum…
-
Yaren Leylek, Cemrenin Düşmesi vs.
Pazar sabahıydı. Hızlıca kahvaltı hazırlamam gerekmiyordu. Kahvemi içerken sıradan görünen önemli şeylere kafa yormaya vaktim vardı yeterince.Birinci cemre havaya, ikinci cemre suya düşmüştü. Üçüncü cemrenin de toprağa düşmesini ay sonunu bekler gibi bekliyordum ama düşmesini de istemiyordum. Korkuyordum. Cemre düştükten sonra bahar hızla gelecek, yaz olacak sonra kış gelecek diye korkuyordum evet. Bu yüzden Yaren…
-
Doğum Gününü Önemsemeyen Kız
Aklımda işe atla gidip gelmek gibi bir fikir vardı bir süredir çünkü ehliyeti bir türlü alamamıştım, bisikletle ise gidemeyeceğim kadar uzaktı iş yerim. Ata binmek için de ehliyet gerekmiyordu herhalde diye düşünüyordum. Sonuçta bir makina değildi at, üzerine biniyordunuz ve o gidiyordu.Tek yapmanız gereken atlı biri görünce yol vermekti, yani burada daha çok size iş…
-
Marka Çanta
Geçtiğimiz gün bir influencerın tanıttığı o marka çantayı satın almıştım sonunda. Instagramda verdiğim pozlarda hep onu tam önüme gelecek şekilde tutuyordum, bu şekilde ne kadar farklı olduğumu hissettiriyordum herkese. Belki de “Bakın, ben bu çantaya layığım,” diyordum. Ya da, “Öyle bir çantam var ki, şu hayatta hiçbir şey yapmasam, sadece şöyle dursam bu çantayla şuracıkta, …
-
Hoşçakal Partisi
Bildiğiniz gibi üç yıl evvel İngiltere’ ye taşındığımdan bu yana evimden pek az kare paylaşmıştım. Beni eve bırakmak isteyen arkadaşlarımı kasabanın dışında durdurmuş, alt yolda kazı çalışması var diyerek başımdan savmıştım. Eve davet etmediğim için sevilmediğini düşünen arkadaşlarım da oldu, ev dağınık ya da tadilatta diyor olmam artık inandırıcı gelmiyordu kimseye. Bir defasında kedim evden…
-
Gülün İntikamı 🥀
Geçtiğimiz gün sayfa sayısı uzun olan kitapların arkasından atıp tuttuğum bir yazı yazmıştım burada. (bkz. Farklı Şehirlerin Hikâyeleri) O yazımda Gülün Adı romanını altı yüz elli sayfa olduğu için hor görmüş, kitaplıktan kaldırıp bir kutuya kapatacağımı söylemiştim. Bu romanın adını sadece hava atmak için kullanmıştım inanın. Zaten o kitap benim bile değildi, fırsat bulunca da…
-
Farklı Şehirlerin Hikâyeleri
Vakti gelmişken size başımdan geçen bir hadiseden bahsedeyim. Böylece siz de aynısını yaşamadan bu anlattıklarımdan ders çıkarabilirsiniz.Onu taa ortaokul yıllarından hatırlıyordum. O zaman da kendisini hiç anlamamıştım. Zorlu bir sürecin ardından yollarımızı ayırmıştık. Zaten ben İstanbul’sam o Ankara’ydı. Ya da ben Ankara’ydım, o Paris’ti. Ama yarım kalan her şey gibi aklımı tırmalamaya başlamıştı. Hakkında hatırladığım…
Got any book recommendations?