Bülbülü Öldürmek


Kırık bir kolun insana ne kadar ilham vereceğine şaşırırsınız. Gerçi tüm edebiyatın kırık kalpler üzerine inşa edildiğini düşünecek olursak buna çok şaşırmamak lazım. Kol da kalp gibi etten kandan bir organ ne de olsa. Üstelik kalbin kemiği bile yok. Kırılması daha şüpheli bana sorarsanız. (Ne kırıkmış be kardeş!)
Sabredin, son iki hafta. Alçım çıktıktan sonra amma da zırvalamışım derim bu yazdıklarımı okuyunca.
Ancak anlamalısınız ki ilham kaynaklarım pek sınırlı bu aralar. Zaten elim kazadan beri evden dışarı pek çıktığım olmadı. Dolayısıyla bana ilham verecek pek bir şeye denk gelmedim. Dediğim gibi, kolumdan başka. Bir de kitaplar var tabii. Şu an bir süredir listemde olan o kitabı okuyorum. Bülbülü Öldürmek. “Diğer kuşları öldürebilirsiniz ama bülbülü öldürmemelisiniz çünkü onun kimseye zararı yoktur ve kendi halinde gezer,” diyor yazar. (Oysa hiçbir kuşu öldürmemelisiniz.) Zaten böyle zararsız ve tek başınalığınız başa beladır o yüzden kalabalıklaşıp bir sosyal gruba dahil olmanız en iyisi. Daha güçlü olmak için. Bülbülleri öldürmeniz istendiğinde yapmanız karşılığında. (Yazar burada kinaye yapıyor.) Zaten bazıları bu eğilimle dünyaya geliyor. Belki de bir önceki hayatında bülbüldüler, öldürüldüler ve taraf değiştirdiler. Kitapta da dediği gibi insanları anlamak için onların ayakkabılarıyla yürümelisiniz. Bunu yapmaya çalışıyorum.
Rüyalarımda yere yakın bir şekilde uçan ve ara sıra toprağa basan biri olarak önceki hayatımda ben de horozdum sanırım, bu dik başlılığım bu yüzden. Ha bir de 6 am club’ tan olmamın sebebi de bu olmalı. Sürekli ayık kalıp tehlikeleri gözetlemek yorucu (bir takım travmaların sonucu muhtemelen) ama gerektiğinde çığırtkanlık yapıp saçma işlere birinin dur demesi iyi bir şey.

Bir de anladığınız üzere gündüzleri çok seviyorum. Güneşin doğduğunu haber vermek bence harika bir iş. Bunu seve seve üstlenirim.
Siz uyumaya devam edin. Şimdilik iyi geceler. 🐓


Posted

in

by

Tags:

Comments

Yorum bırakın