“Bende insanları küçümsememe eksikliği var,” dedi.
Not aldım. K.E.

Bir arkadaşımın arkadaşıydı ve bir ara çok izlenen şu dört harfli dizinin senaristiydi. Elini eteğini çekmişti bu işlerden. Dizinin tüm sezonlarını izlemiş olduğumdan senaristin beyninin haritası elimde hazırdı.
Küçümsememe Eksikliği. Çok fazla bilmenin bir sonucu olarak bilmediğin diğer şeylerin aşırı farkındalığının yarattığı şüphe. D vitamini eksikliğinden daha beterdi. Sigara eksikliğinden hele.
Camı açtım.
“Kusura bakmayın, vasküler sistemim alarm veriyor.” dedim.
Biyoloji bilmenin dezavantajı herkesin de bildiğini düşünmemdi. Diğer dezavantajı da cerrah olabilecekken şıkları kaydırıp psikolog olmuş olmamdı ve VKÇE ile mücadele etmem gerekiyordu. (Vitamin kapsülleriyle çözülemeyen eksiklikler)
“Anlıyorum, ” dedim. “Normal dozu faydalıyken eksikliği rahatsız edebilir.
“Bunun bir çözümü var mı?” diye sordu.
“Çay ister misiniz?”
Onu dikkate almadığım için küçümsedi kendisini bir an. Koskaca senarist tuzla buz oldu karşımda.
“Tabii,” dedi. Çay içmediği yazıyordu hasta notlarında oysa.
“Dünya neden bu kadar vasat bir yer biliyor musunuz?” diye sordum.
Çünkü Kafka bile yazdıklarını yayımlamaktan çekiniyordu. Bunu ona söylemedim.
“Dünya sizin gibi farklı düşünebilen insanların dünyayı değiştirebilecekken sessizliği seçmesi yüzünden bu kadar vasat,” dedim. Bu bir psikologun söyleyeceği türden bir şey değildi. Bunu normalde onuncu seansta kendisinin bulması gerekirdi ama frontal arterim zonklamaya başlamıştı ve gastrik mukozam acilen sigara içmemi emrediyordu.
“Bir sonraki seansa kadar bunu bir düşünün. Egzersiziniz bu,” dedim.
“Bu mu yani sadece?” dedi küçümseyerek.
“Bakın,” dedim, “Egzersiz işe yarıyor şimdiden.”
Yorum bırakın