İç Ses (It’s Your Birthday)

Daha evvel de dediğim gibi ne kadar önemsemiyormuş gibi yapsam da önemsediğim ortada. Sevgili kendim, lütfen kabul et bunu artık, onca yıl geçirdin kendinle sonuçta!
Olay Türkiye biletimi iptal etmemle başladı. Sonrasındaki olayların önünü alamadım. Öncesinde içimden bir ses sürekli şöyle diyordu.“Hey, artık abartıyorsun, otuz beşten sonra bırakmalıydın!”, ”Sen kalk bir de doğum günü şeysine kıta değiştir,”,”Oldu olacak seneye de Amerika’ya git!” İç sesim içimi okuyordu bildiğin.

Boynumu büküp iptal ettim uçak biletlerini. Londra’ya bir tren bileti aldım yerine. Çünkü içimdeki diğer bir ses de şöyle söylüyordu: “Tamam da boru değil bu, senin doğum günün sonuçta!” Ben de ona şunu diyordum. “Abartma Allah aşkına, alt tarafı Londra seyehati doğum günüme denk geldi,”
Böylece o Londra gezim boyunca bir terlikle kara bir böceği ezer gibi ezdim içimdeki sesi, gerçekten de sesi kısıldı sonunda.

Akşamında arkadaşımla bir bira içip kalkarız dediğim barın lavabosunda taş gibi iki hatunla karşılaştım ve ellinci doğum günlerini kutluyorlardı. Benden bilmem kaç yaş büyüklerdi (net bir rakam vermek istemem) ama erimiş bir mum gibiydim yanlarında. Ben de dahil oldum muhabbetlerine. Bir anda bana ait olmayan bir kutlamanın baş kahramanlarından biri olmuştum. Sonra dedim ki kendime ”Dünyanın senin doğum gününü kutlamana ihtiyacı var be kızım!”


Gaza gelmeyecektim! Arkadaşımla ayrıldıktan sonra her yerde satılan o “It’s my birthday” taçlarından alıp kafama takıp böyle yürümeye başladım caddelerde. Birden gökyüzü maviden griye dönmeye başladı. Bir de yağmur bastırmasın mı! Evrenle aramda çözemediğim bir uyumsuzluk vardı işte. -İstersen olmaz, istemezsen olur.-
Neyse oturdum kaldırımdaki bir banka. O günün aynı anda Hıdırellez olduğunu hatırladım. Göz kalemimi çıkardım çantamdan. Yerdeki gri karelere büyük bir özgürlük heykeli çizdim. Üstüne de NY yazdım anlaşılmazsa diye. Saçımdaki taçı çıkarıp o heykelin kafasına yerleştirdim. Sayın Hıdırellez mesajı almıştır heralde diye düşündüm. Sonra yağmur çiselemeye başladı. Dileğimi alıp götürdü. Oldu heralde dedim.
Kafamı kaldırdığımda bir de ne göreyim. Banksy’nin bir gece öncesinde Londra’nın ortasına diktiği o heykel! Elinde tuttuğu bayrak yüzüne dolanmış, önünü göremeyen bir adamın heykeliydi. Ne güzel bir tesadüftü ama artık o kişi değildim, herşeyi görebilmenin gazabını tadıyordum.
Kalkıp yürümeye karar verdim. Bir saate gece treni vardı. Sessiz caddelerde  evsizlerin arasından yürüyordum. Dileklerim pek umrumda değildi artık ve doğum günü heyecanı silik bir anı gibi çocukluk hikayelerinin arasında kayboluyordu. Büyümek narkoz yemek gibi sakinleşiyordu bünyeyi. Mesela ölene kadar New York’u görmesem çok da şeydi!

Bir süredir sessiz olan iç sesim konuştu birden: “Hadi ordan sen de, blöf yaptığını bilmiyoruz sanki!”


Posted

in

by

Tags:

Comments

Şuna bir yanıt: “İç Ses (It’s Your Birthday)”

  1. Fusun Esen Avatar

    Kabul olmuştur bence Hıdrellez dileği… :)))))

    Beğen

Fusun Esen için bir cevap yazın Cevabı iptal et