Vakti gelmişken anlattığım hikayeler…Her yazdığımı ciddiye almayın yine de.

  • Gülün İntikamı 🥀

    Geçtiğimiz gün sayfa sayısı uzun olan kitapların arkasından atıp tuttuğum bir yazı yazmıştım burada. (bkz. Farklı Şehirlerin Hikâyeleri) O yazımda Gülün Adı romanını altı yüz elli sayfa olduğu için hor görmüş, kitaplıktan kaldırıp bir kutuya kapatacağımı söylemiştim. Bu romanın adını sadece hava atmak için kullanmıştım inanın.  Zaten o kitap benim bile değildi, fırsat bulunca da…

  • Farklı Şehirlerin Hikâyeleri

    Vakti gelmişken size başımdan geçen bir hadiseden bahsedeyim. Böylece siz de aynısını yaşamadan bu anlattıklarımdan ders çıkarabilirsiniz.Onu taa ortaokul yıllarından hatırlıyordum. O zaman da kendisini hiç anlamamıştım. Zorlu bir sürecin ardından yollarımızı ayırmıştık. Zaten ben İstanbul’sam o Ankara’ydı. Ya da ben Ankara’ydım, o Paris’ti. Ama yarım kalan her şey gibi aklımı tırmalamaya başlamıştı. Hakkında hatırladığım…

  • Özgür Penguen

    Vakti gelmişken size evin bahçesi ile aramda geçen çok kısa bir hadiseden bahsedeceğim. Hem blog yazısı kısa olur dediler. Yağmurlu günlerin ardından güneşin göz kırptığı kısa bir andı. Müzik nazikçe hoparlörden sıyrılıp önce radyonun üstünde durduğu eskitme orta sehpaya, oradan da parkeye süzülüyordu. (Ve biraz edebiyattan kimse ölmüyordu.)Dışarıda komşularımın kutu gibi kırptığı o çam ağaçları…

  • Başka Bir Deniz Bulamazsın…

    Ben on yaşındayken bir yılbaşı günü ilk milenyum bebeğini televizyonda görmüştüm. İki binliler. Bunlar bir ara bebekti, çoluk çocuktu. Elimizle saçlarını okşarken bir uzaylı sever gibi imtina ile yaklaşırdık. Şimdilerde üniversitelerden mezun olmuşlar. Malum kuşağa mensup biri tüm toplantı odasını almış karşısına konuşuyor şimdi. Stajda bilmem ne makinası icat ettiğini anlatıyor. Kolay mı icat falan?…

Got any book recommendations?