Hoşçakal Partisi


Bildiğiniz gibi üç yıl evvel İngiltere’ ye taşındığımdan bu yana evimden pek az kare paylaşmıştım. Beni eve bırakmak isteyen arkadaşlarımı kasabanın dışında durdurmuş, alt yolda kazı çalışması var diyerek başımdan savmıştım. Eve davet etmediğim için sevilmediğini düşünen arkadaşlarım da oldu, ev dağınık ya da tadilatta diyor olmam artık inandırıcı gelmiyordu kimseye. Bir defasında kedim evden kaçmıştı. Ve ben kayıp ilanı bile verememiştim. Çünkü aslında kedim bahçemdeydi. Biliyorum ne alâka diyorsunuz şimdi.

Kedimi evden kaçtıktan iki hafta sonra bahçemde bulmuştum evet. Bulduğumda evdeki halinden daha iriceydi. İki haftada belli ki bahçede ne varsa silip süpürmüş sefa çekmişti. Sincaplar, türlü kuş türleri, mantarlar ve yüzlerce çeşit bitki. Onu bulunca üstüne atlamış, eve getirip uzunca ağlamıştım. Çünkü bahçemdeki gölde zararlı sürüngenler ve tilkiler vardı, ölmüş olabileceğini düşünmüştüm. Hâlâ anlamadınız ise haklısınız. Çünkü ben de konuyu çok uzattım esasen.

Olay aslında tamamen annemden bana geçmiş olan bağnaz düşüncelerle başladı. “Aman kızım şuyunu buna gösterme, aman şundan şuna bahsetme, ortada fazla dolanma, nazar değer,” diye çocukluğumdan bu yana sürekli peşimdedir kendisi. Doğduğumda gözlerim masmaviymiş, haneye nazar değdiririm diye günlerce dua etmiş Allah’a. Gözlerim bundan ötürü katran karası olmuş. Düşünsenize Billie Eilish gözlerine sahip olabilirdim.

Şimdiki durumuma gelecek olursak…Direkt konuya girmezsem asla söyleyemeyeceğim gibi geldi. O yüzden söylüyorum. Ben bir şatoda yaşıyorum! Oh şükür…


Nasıl yani diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Bu yazıyı şatonun kuzeye bakan on birinci odasındaki ortaçağ işçiliğini göz önüne seren favori balkonumdan yazıyorum. Galler’ in buradaki göz alabildiğine uzanan okyanus manzarası yazma konusunda beni hep daha da cesaretlendiriyor. Ve bu yazı için de biraz cesarete ihtiyacım vardı doğrusu.


Ne diyordum, evet şato, yani şatom. Tabii bunu sadece annemler biliyor. Yani ben öyle sanıyordum. Meğer ki kendisi yedi cümleye “Kızım sarayda yaşıyor, hak etti güzel yavrum, Kral Charles ile ailecek görüşüyorlar,” gibi söylemlerde bulunurken ben gereksiz yere bunu tüm ahbaplarından saklıyormuşum. Ancak durumu öğrenince ve artık nazara olan inancım hepten kaybolunca sizinle paylaşabileceğime karar verdim.

Evet benim bir şatom var. Ama şatom dediysem, şato kısmen benim. Sağ olsun gözü tok ev sahibim mülteci halime acıyınca apartman dairesi fiyatına kiralamıştı bir odasını bana. Kendisi aniden göçtüğünden ve hiçbir mirasçısı olmadığından, şato da oldukça eski olduğundan, kimse de dönüp bana git demediğinden, ben de şato hayatına pek alıştığımdan bir yere ayrılmadım. Annemin anlattığının aksine Kral Charles’ın varlığımdan bile haberdar olmadığını söylemeliyim. Daha doğrusu ben öyle sanıyordum. Ancak geçtiğimiz hafta, şatonun artık müzeye dönüştürüleceği ile ilgili olabildiğince nazik bir mektup aldım kendisinden. Tüm taşınma masraflarımın karşılanacağını da cömert bir dille eklemiş not olarak. Peki şimdi cevap yazıp banka hesap bilgilerimi mi göndermeliyim? Bu biraz ayıp olmaz mı?

İçimden geçtiyse de siz ve sevgili eşiniz Kraliçe’yi de taşınmadan evvel şatomda ağırlamak isterim diye bir dip not düştüğüm o mektubu göndermedim kendisine. Bilemiyorum, belki de bunu beklemiştir.

O haberi aldığımdan bu yana zaman zaman hüzünlensem de artık tüm şatoyu çekip çevirmekten, tek başıma onarmaktan yorulduğum için seviniyorum aslında. Hem zaten oldukça yalnızlaşmıştım bu koca yerde. Home-office çalıştığımdan,  en yakın şehir merkezi de elli km uzakta olduğundan bazen sessizce öleceğim ve kimsenin haberi olmayacak diye korkuyordum.


Neyseki artık taşınıyorum. Yakınlarda mütavazı bir daire buldum bile! Önümüzdeki hafta şatonun güneyindeki ladin ormanlarına bakan bahçesinde büyük bir parti vererek vedalaşmak istiyorum bu masalsı yer ile. Hem de, hiç değilse bir kez olsun şatoma davet ederek o arkadaşlarımın da gönlünü almaya çalışacağım. Yolunuz düşerse sizi de mutlaka beklerim. Adres aşağıda.

Red Keep (Kızıl Kale), Kings Landing; 

30 Şubat; 9 pm.


Not: Tahmin edeceğiniz üzere evcil hayvanlarınızı getirmenizi tavsiye etmiyorum.
Arabanızı şatonun etrafındaki herhangi bir boşluğa park edebilirsiniz.

Görüşmek üzere.

Red Keep

Posted

in

by

Tags:

Comments

Yorum bırakın