Özgür Penguen

Vakti gelmişken size evin bahçesi ile aramda geçen çok kısa bir hadiseden bahsedeceğim. Hem blog yazısı kısa olur dediler.

Yağmurlu günlerin ardından güneşin göz kırptığı kısa bir andı. Müzik nazikçe hoparlörden sıyrılıp önce radyonun üstünde durduğu eskitme orta sehpaya, oradan da parkeye süzülüyordu. (Ve biraz edebiyattan kimse ölmüyordu.)
Dışarıda komşularımın kutu gibi kırptığı o çam ağaçları duruyordu.Dayanamayıp bahçeye attım kendimi. Az önce dışarıdan izlediğim manzaranın bir parçası olmak istedim.


Bahçeyi yoldan ayıran ağaçların dibinde durdum. Her biri neredeyse üç insan boyundaydı. Hemen yanında yan komşunun bahçesiyle bizim bahçeyi bölen çitin dibindeki büyükçe saksıları fark ettim.  Kimisinin bir yanı parçalanmıştı; içindeki toprak saksının altındaki plakaya dökülmüştü. Saksılarda sıradan yeşil bitkiler vardı. Biri ekmemiş de kazayla yolu saksıya düşmüş tohumlar adeta orada kök salmaya karar vermiş gibi duruyordu. Bu küçük meseleler canımı sıkmazdı. Zaten bahçem geniş camlı kapıda büyük bir duvar tablosu gibi durup salonu süslerdi sadece, bana yeterdi bu. Güneşli günlerde çimenlere vuran güneş, çam ağaçlarıyla buluşan mavi gökyüzü, oturduğum koltukta hoşuma giden bir görsel oluştururdu.
Derken bir kuş sürüsü tarafından izlenildiğimi fark ettim. Kargaydılar üstelik. Sürüsünden ayrılarak kendisini dağlara, yollara vuran o penguen ile tanışalıberi sürü halinde gezen canlılar hepten canımı sıkıyordu. Anlamsızca bakıştık bir süre. “Ne var, kışın da bahçe düzenleyecek değiliz ya!” diye bağırmış olabilirdim belki onlara. Neyse ki birdenbire yağmur hızlandı. Koşarak eve girdim. Öteki türlü onlardan kaçtığımı düşünebilirlerdi.
Balkon kapısını kapatırken kuşlara baktım dönüp. Hala oradaydılar. İşleri güçleri yoktu çünkü. Mahallenin Z raporundan bunlar sorumluydu. Hemen battaniyemin altına sokuldum. Güneşe kanıvermiştim bir anlığına. Bahçeye çıkmakta hata yaptığımı anladım. Bazen bir çerçeveyi dışarıdan seyretmek daha güzeldi.


Posted

in

by

Tags:

Comments

Yorum bırakın