Kategori: Genel

  • Yaren Leylek, Cemrenin Düşmesi vs.

    Pazar sabahıydı. Hızlıca kahvaltı hazırlamam gerekmiyordu. Kahvemi içerken sıradan görünen önemli şeylere kafa yormaya vaktim vardı yeterince.Birinci cemre havaya, ikinci cemre suya düşmüştü. Üçüncü cemrenin de toprağa düşmesini ay sonunu bekler gibi bekliyordum ama düşmesini de istemiyordum. Korkuyordum. Cemre düştükten sonra bahar hızla gelecek, yaz olacak sonra kış gelecek diye korkuyordum evet. Bu yüzden Yaren…

  • Doğum Gününü Önemsemeyen Kız

    Aklımda işe atla gidip gelmek gibi bir fikir vardı bir süredir çünkü ehliyeti bir türlü alamamıştım, bisikletle ise gidemeyeceğim kadar uzaktı iş yerim.  Ata binmek için de ehliyet gerekmiyordu herhalde diye düşünüyordum. Sonuçta bir makina değildi at, üzerine biniyordunuz ve o gidiyordu.Tek yapmanız gereken atlı biri görünce yol vermekti, yani burada daha çok size iş…

  • Marka Çanta

    Geçtiğimiz gün bir influencerın tanıttığı o marka çantayı satın almıştım sonunda. Instagramda verdiğim pozlarda hep onu tam önüme gelecek şekilde tutuyordum, bu şekilde ne kadar farklı olduğumu hissettiriyordum herkese. Belki de “Bakın, ben bu çantaya layığım,” diyordum. Ya da, “Öyle bir çantam var ki, şu hayatta hiçbir şey yapmasam, sadece şöyle dursam bu çantayla şuracıkta, …

  • Hoşçakal Partisi

    Bildiğiniz gibi üç yıl evvel İngiltere’ ye taşındığımdan bu yana evimden pek az kare paylaşmıştım. Beni eve bırakmak isteyen arkadaşlarımı kasabanın dışında durdurmuş, alt yolda kazı çalışması var diyerek başımdan savmıştım. Eve davet etmediğim için sevilmediğini düşünen arkadaşlarım da oldu, ev dağınık ya da tadilatta diyor olmam artık inandırıcı gelmiyordu kimseye. Bir defasında kedim evden…

  • Gülün İntikamı 🥀

    Geçtiğimiz gün sayfa sayısı uzun olan kitapların arkasından atıp tuttuğum bir yazı yazmıştım burada. (bkz. Farklı Şehirlerin Hikâyeleri) O yazımda Gülün Adı romanını altı yüz elli sayfa olduğu için hor görmüş, kitaplıktan kaldırıp bir kutuya kapatacağımı söylemiştim. Bu romanın adını sadece hava atmak için kullanmıştım inanın.  Zaten o kitap benim bile değildi, fırsat bulunca da…

  • Farklı Şehirlerin Hikâyeleri

    Vakti gelmişken size başımdan geçen bir hadiseden bahsedeyim. Böylece siz de aynısını yaşamadan bu anlattıklarımdan ders çıkarabilirsiniz.Onu taa ortaokul yıllarından hatırlıyordum. O zaman da kendisini hiç anlamamıştım. Zorlu bir sürecin ardından yollarımızı ayırmıştık. Zaten ben İstanbul’sam o Ankara’ydı. Ya da ben Ankara’ydım, o Paris’ti. Ama yarım kalan her şey gibi aklımı tırmalamaya başlamıştı. Hakkında hatırladığım…

  • Özgür Penguen

    Vakti gelmişken size evin bahçesi ile aramda geçen çok kısa bir hadiseden bahsedeceğim. Hem blog yazısı kısa olur dediler. Yağmurlu günlerin ardından güneşin göz kırptığı kısa bir andı. Müzik nazikçe hoparlörden sıyrılıp önce radyonun üstünde durduğu eskitme orta sehpaya, oradan da parkeye süzülüyordu. (Ve biraz edebiyattan kimse ölmüyordu.)Dışarıda komşularımın kutu gibi kırptığı o çam ağaçları…

  • Başka Bir Deniz Bulamazsın…

    Ben on yaşındayken bir yılbaşı günü ilk milenyum bebeğini televizyonda görmüştüm. İki binliler. Bunlar bir ara bebekti, çoluk çocuktu. Elimizle saçlarını okşarken bir uzaylı sever gibi imtina ile yaklaşırdık. Şimdilerde üniversitelerden mezun olmuşlar. Malum kuşağa mensup biri tüm toplantı odasını almış karşısına konuşuyor şimdi. Stajda bilmem ne makinası icat ettiğini anlatıyor. Kolay mı icat falan?…